Zihnimiz çok karmaşık bir yapıya ve fark ettiğimizin ötesinde becerilere sahiptir. Özellikle sosyal etkileşim ve iletişim sırasında beynimiz çok aktif bir şekilde çalışır. Karşımızdakinin niyetini, duygularını anlamak en zor matematik probleminden daha karmaşık hesaplar gerektirir. Hepimiz günlük hayatta farkında bile olmadan bu hesaplamaları yaparız. Günlük hayatta hem sözlerimizle hem de beden dilimizle birçok mesaj yollarız ve bu mesajlar karşımızdaki tarafından yorumlanır. Peki öğretmenler öğrencilerine iletişim halinde iken neler yaşanır neler olur hiç merak ettiniz mi? Hadi gelin basit bir örnek üzerinden bu süreci konuşalım.

‘ÖZEtlemeLER SORUN YARATIR’

Hepimiz çokça kaynaktan bilgi bombardımanına tutuluyoruz ve birçok deneyim yaşıyoruz. Zihnimiz bunca bilgiyi organize etmek için özetler çıkarır, anahtar bilgiler oluşturur yani genellemeler yapar. Bu süreç bilgisayarlarımızda sıkıştırılmış dosyalar (ziplemek) oluşturmamıza benzetilebilir. Bu becerimiz bizim için hayatidir eğer bu özetleme becerimiz olmaz ise kilitlenir kalırız. Bilgiyi organize etmekte çok işimize yarayan ‘özetleme’ iletişim alanında ise bolca soruna yol açar.

Örneğin öğretmen bir öğrencisine ‘Ders çalışmayı bilmiyorsun’ şeklinde bir uyarıda bulunduğunda neler olabileceğine bakalım.

Mesaj kısa ve belirsizdir.

Öğretmen öğrenci iletişimÖğretmen bu tespitinde çok haklı ve öğrencisinin değişimi için iyi niyetli olabilir fakat karşı taraf açısından mesaj belirsizdir. Ders çalışmamın nasıl olması isteniyor, nerede hata yaptım, bana karşı ön yargılı mı gibi bolca soru oluşturur .

Başkalarının kafasında neler olup bittiğini göremeyiz.

Bu değerlendirmenin zihnimizdeki karmaşık süreçlerin bir sonucu olduğunu fark etmediğimiz de vermek istediğimiz mesajın karşı tarafta ‘TAM’ olarak kolaylıkla anlaşabildiğini düşünürüz. Karşı tarafın bir KAHİN gibi olmasını mesajın eksik kalan yerlerini doldurmasını isteriz. Öğretmen hangi ders çalışma davranışını eleştirdi, bunu ne amaçla yaptı, nasıl olması isteniyor gibi noktaları karşı tarafın doldurması beklenir.

Karşı taraf ya aynı fikirde olacak ya da karşı çıkacaktır

Öğrenci öğretmeninin bu mesajını kabul ettiğini düşünelim. Bu durumda bile öğrenci tarafından ‘ders çalışmayı bilmiyorum’ kabul edilmiştir fakat öğretmenin değişmesini hedeflediği şey nedir, bu değiştirilebilir mi, neden bu eleştiri yapıldı hala açık ve net değildir.

Öğrenci karşı çıkmayı seçerse de benzer bir sorun yaşanır. ‘Hayır, ben ders çalışmayı biliyorum’ dediğinde de tümden bir ret söz konusudur. Öğrenci onun yaşamında iz bırakabilecek bir uyarıyı, bir değişim fırsatını kaçırmıştır.

Düşünce ile gerçekler karışmıştır.

‘Ders çalışmayı bilmediğini düşünüyorum’ ile ‘ders çalışmayın bilmiyorsun’ birbirinden farklı anlama gelir. İletişim kurarken verilen mesajlar bize ait olan düşünceler yani sadece varsayımlardır. Bu unutulup saf bir gerçek gibi sunulduğunda öğretmende buna inanmaya başlayacaktır. Oysa ders çalışmayı bilmemesi deneyler ile kanıtlanmış bilimsel bir gerçek değildir.

Herkesin farklı düşünceleri olabileceği yok sayılmıştır.

İletişim kurarken ortaya koyduklarımız bizim gözlüklerimizden görünenler, bizim açımızdan olan bitenlerdir. Öğretmen ders çalışma konusunda sadece bir eleştirel düşünce paylaşılmıştır. ‘Ders çalışmayı bilmiyorsun’ cümlesinde özne olmadığından kime ve neye göre olduğu anlaşılamamaktadır. Burada giden mesajın sınırları net olmadığından bireysellik yok sayılmış olur. Öğrencinin kendine güveni etkilenebilir.

İki kutba yol açar

iletişim çocuk psikolojisi aydın

Bu basit ifade bile kazanan ya da kaybeden olma gibi bir seçimi yansıtır. Ders çalışmayı bilenler şeklinde sanal bir grup var ve onlar çok iyiler, sen ise o grupta değilsin ayrımına neden olur. İki karşılıklı grup oluşturur ve birbirleri ile çatışırlar.

Olumsuz duyguları tetikleyebilir

Kendine güven sorunları yaşayan bir öğrenci için ‘evet ben başarılı değilim ve olamayacağım’ düşüncesine ve buna bağlı kaygılara neden olabilir. Daha tepkisel bir öğrenci için ‘öğretmenim beni anlamıyor, sadece eleştiriyor’ gibi bir düşünce ve öfke duygusuna neden olabilir. Ortak düşünce ve duyguları paylaşan iki taraf yerine iki farklı duygu yaşanmasına neden olabilir.

Özetle basit günlük hayatta sıkça kullandığımız bir cümle bile karmaşık insan zihninde birçok şekilde yankılanabilir. Ayrıca bu sözel mesajların dışında ses tonu, jest ve mimikler ile verilen mesajları işin içine hesaplar ve olasılıklar iyice karışır. Bu nedenle en zor matematik probleminden bile zordur karşımızdakini tanımak ve anlamak.

Açık ve net mesajlar veren ETKİLİ bir iletişim çok şeyi değiştirebilir. ‘Ders çalışmayı bilmiyorsun’ yerine ‘Kümeler konusunda sıkça yaptığın hatalar bana bu konuda eksiklerin olduğunu ve daha çok çalışman gerektiğini düşündürdü’ demenin arasında çok fark vardır. Kalın sağlıcakla…

 çocuk psikiyatri pedagog

PAYLAŞ
Önceki İçerikKilo takıntım var ne yapabilirim?
Sonraki İçerikÇocuğum geceleri altını ıslatıyor ne yapmalıyım?
Bir meslek düşünün; bir bireyin gelişiminin en kritik yılların da ona yardım etme şansını size sunuyor, bu da yetmezmiş gibi bilgi ve tecrübeniz artıkça kendinizi daha iyi anlamlandırıyorsunuz. Ben böyle bir mesleğe sahip olma şansı yakalamış şanslı bir çocuk ve genç psikiyatristiyim. Tıp ve uzmanlık eğitiminden sonra Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) eğitimleri aldım. Şu sıralara 3. kuşak terapi akımı olan farkındalık (mindfullness) temelli terapiler alanına çalışmalarımı sürdürüyorum. Çocukların suça sürüklenme sürecini konu alan bir kitabım var. Mesleki bilgi ve becerilerimi yaklaşık 10 yıldır çocukların, gençlerin ve ailelerin yararına sunuyorum. Çocuk ve Genç Psikiyatri, Psikoterapist, Pedadog, AYDIN

CEVAP VER