Nerdeyse her evde bilgisayar, tablet ya da akıllı telefon artık var. Teknolojik gelişmeler hepimizin hayatı ile birlikte çocukların da yaşamını derinden etkiledi. Çocukların TV başında geçirdikleri zamana birde bilgisayar ve tablet başında geçirdikleri zamanlar eklendi. Sokakta kazanıp kaybetme, sıra bekleme ve paylaşma gibi deneyimleri yaşayabilen çocuklar artık bilgisayar oyunlarında hızlıca ödüle ulaşabiliyor, çok mücadele etmeden kazanabiliyor bir tuşla başka bir dünyaya adım atabiliyorlar. Teknolojinin olumlu anlamda sunduğu birçok kolaylığın yanı sıra birçok riskte çocukların yaşamına girdi. Bu nedenle bu ayki köşe yazımda internet ve oyunların risklerini ve anne ve babaların üzerine düşen görevleri anlatmaya çalışacağım.

Teknoloji konusunda kendinizi geliştirin!

Ailelerin çocuklarını bilgisayar oyunları ve internetin zararlarından koruyabilmeleri için ilk yapmaları gereken bu alanda bilgi ve becerileri artırmak olmalıdır. İnternetin nasıl bir dünya olduğunu bilmeden, bir oyunun içeriğini anlamadan koyulacak yasaklar hiçbir işe yaramaz. İlki çocuk bu kuralın neden konulduğunu, hangi zarardan ailesinin onu korumaya çalıştığını anlamaz ve yasağı kırmak için fırsat kollamaya başlar. İkincisi koyduğunuzu sandığınız şifrelerin ya da girilmediğini sandığınız sitelerin başka yollarla kırıldığının farkında bile olmayabilirsiniz.

Nedenlerinizi iyi anlatın!

Her alanda olduğu gibi internet ve oyunlar konusunda kurallar koyarken onun yanında olduğunuzu ve zarar görmesinden endişe ettiğiniz için bu sınırları koyduğunuzun iyi açıklayın. Nedenleri anlatmadığınızda çocuklar sadece onun eğlenmesini ve keyifli zaman geçirmesinin engellendiğini hisseder. Tabi bu kuralları sözleriniz ile açıkladığınız gibi davranışlarınız ile de destekleyin. Saatlerce sosyal medyada vakit geçiren bir baba ya da anne çocuğuna hangi nedeni anlatır ise anlatsın etkili olamaz. Unutmayın çocuklar sözlere değil davranışlara bakar.

Neden internet ve oyunlara sınır koyuyoruz?

  • İnternetin en korkutucu tarafı denetlenmiyor olmasıdır! 

Avrupa genelinde çocuklar üzerinde yapılan bir araştırmada 8-16 yaş arasındaki 10 çocuktan dokuzunun pornografik siteleri ziyaret ettiği saptanmıştır. Çocuk pornografi, şiddet ya da tehlikeli inanç içeren sitelere kontrolsüzce girebilir. Karşılaştığı bilgileri nereye koyacağını nasıl yorumlayacağını bilemez. Yaşına uygun olmayan bilgiler ile karşılaşması onun değer sistemini, ruhsal ve cinsel gelişimini olumsuz yönde etkiler. Bu riski çocuğunuz ile paylaşın.

  • Bilgisayar zaman algısını bozar!

Çocukların amacı ne olursa bilgisayar başına oturduklarında zamanı unutabilirler. ‘Hadi kalk’ dediğinizde ‘daha yeni oturdum. Biraz daha biraz daha’ tepkilerinin nedenlerinden biri budur. Bilgisayarda özellikle oyunlarda yoğun uyaran vardır ve zihin bu uyaranlara odaklandığında zaman farkındalığı azalır. Çocukların en değerli zamanlarını sömürür.

  • Yalnız bırakır!

İnternet üzerinden yaşanan sohbetler gerçek yaşamda gençlerin bir araya gelmelerine engel olur. Zamanla çocuk okul ve dersler dışında sosyalleşebileceği alan bırakmaz.

  • Kontrol edilemeyen sohbet ortamı oluşturur!

Sanal ortamdaki sohbet odalarında  çocuklar tanımadıkları kişilerle dostluk kurabiliyorlar. Gençlerin en yoğun kullandığı sohbet ortamları yasal olmayan örgütlerin, çocuk pornosu meraklılarının, uyuşturucu pazarlayanların da en favori mekânları arasında yer alıyor. Bu ilişkiler ile çocuğun güvenini kazanıp,  fotoğraflarını, aile bilgilerini ele geçirip, yüz yüze buluşmaya ikna edebiliyorlar.

  • Ciddi bir bağımlılık yaratabilir!

İnternetin çocuk ve gençlerde ortaya çıkardığı en önemli sonuçlardan birisi de internet bağımlılığıdır. Yapılan psikiyatrik araştırmalar, internet bağımlılarının beyinlerinde, kumar bağımlılarındakine benzer nörokimyasal değişikliklerin meydana geldiğini ortaya konuyor. Bu kişiler gerçek dünyayla pek ilgilenmiyorlar. Sanal dünya her şeyden önemli ve vazgeçilmez bir yaşantıya dönüşüyor. Böylece gerçek dostlarından ve çevresinden kopan kişi, sanal dostlarıyla birlikte kendine yeni bir yaşantı kuruyor.

Kimler risk altında?

Yapılan çalışmalarda bazı özelliklerin bağımlılık açısından riski artırdığı gösterilmiştir.

  • Haftada 18-20 saatin üzerinde internet kullanımı olanlar
  • Sosyal açıdan çekinik, yalnız olmayı tercih edenler,
  • Yalnız olmak istemeyip de sosyalleşemeyenler,
  • Dikkat eksikliği, öğrenme güçlüğü gibi nedenlerle akademik başarısızlık yaşayan, özgüvenleri düşük olan çocuk ve gençler.

Bilgisayar kullanımı ile ilgili ne yapılabilir?

  • Seçilecek oyun ve içeriğin beraberce seçilmesi gerekir.
  • Uygun olmayan bir oyun ya da programın seçilmesi halinde neden uygun olmadığını detaylı ve anlayacağı bir dil ile anlatmak sadece ‘hayır’ ile yetinmemek gerekir.
  • Bilgisayarın yerini alabilecek sportif ve sanatsal faaliyetler teşvik edilmelidir.
  • Kulağa pek hoş gelmese de sosyal medya hesapları kontrol edilmelidir.
  • Bilgisayar günlük yapılması gereken işler ve ödevler tamamlandıktan sonra kullanılmalıdır.
  • Bilgisayar başında geçirilecek zaman günlük ve haftalık en uzun süre olarak belirlenmeli. Günlük sürenin aşılması durumunda ertesi günün süresi kullanılmış olur. Haftalık süre tamamlandığında o hafta boyunca bilgisayar kullanılamamalıdır.

Kalın sağlıcakla…

PAYLAŞ
Önceki İçerikÖnsöz
Sonraki İçerikÇocuklarda Cinsel İstismar (Aydınpost Canlı yayın 07.12.2016)
Bir meslek düşünün; bir bireyin gelişiminin en kritik yılların da ona yardım etme şansını size sunuyor, bu da yetmezmiş gibi bilgi ve tecrübeniz artıkça kendinizi daha iyi anlamlandırıyorsunuz. Ben böyle bir mesleğe sahip olma şansı yakalamış şanslı bir çocuk ve genç psikiyatristiyim. Tıp ve uzmanlık eğitiminden sonra Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) eğitimleri aldım. Şu sıralara 3. kuşak terapi akımı olan farkındalık (mindfullness) temelli terapiler alanına çalışmalarımı sürdürüyorum. Çocukların suça sürüklenme sürecini konu alan bir kitabım var. Mesleki bilgi ve becerilerimi yaklaşık 10 yıldır çocukların, gençlerin ve ailelerin yararına sunuyorum. Çocuk ve Genç Psikiyatri, Psikoterapist, Pedadog, AYDIN

CEVAP VER